Kayseri’nin Sessiz Sokaklarında Başlayan Bir Soru
Sevgili Inkjection takipçileri, bugünkü yazımızda “Columbia hangi ülkeye aittir” konusuna odaklanıyoruz.
Kayseri’de sabahlar hep aynı başlıyor gibi görünüyor ama aslında hiçbir sabah birbirine benzemiyor. Pencerenin kenarına oturup dışarıya baktığımda, eski apartmanların duvarlarına çarpan ışık bana hep aynı şeyi fısıldıyor: “Hayat düşündüğünden daha geniş.”
25 yaşındayım. Günlük tutmayı bırakmayan, bazen aynı cümleyi defalarca silip yeniden yazan, duygularını saklamayı beceremeyen biriyim. İçimde bir şeyler hep taşacak gibi duruyor. Bazen bir kelime bile yetiyor içimdeki bütün dengeyi bozmak için.
O gün de öyle olmuştu.
Bir mesaj geldi. Arkadaşım, heyecanla yazmıştı:
“Columbia’ya gidiyorum!”
Bir an durdum. Parmaklarım ekrana boş boş baktı. Columbia… İçimde bir şey kıpırdadı ama tam olarak neresi olduğunu çıkaramadım. Amerika mıydı? Güney Amerika mıydı? Yoksa üniversite miydi? O an aslında en çok kendime kızdım; bu kadar basit bir şeyi bile net bilmiyor olmam içimi rahatsız etti.
Ve içimde tek bir soru büyümeye başladı: Columbia hangi ülkeye aittir?
Bir Kelimenin Peşine Düşmek
Bazen bir kelime insanı kendi hayatından bile daha uzağa götürür. Benim için “Columbia” öyle oldu.
Telefonu elime aldım, hızlıca aradım. Karşıma iki ayrı dünya çıktı. Bir yanda Amerika Birleşik Devletleri’nde bir eyalet, diğer yanda Güney Amerika’nın kalbinde, renkleriyle, müziğiyle, acılarıyla yaşayan bir ülke: Kolombiya.
Ama mesele sadece coğrafya değildi. Ben bunu hissediyordum.
Kayseri’de oturduğum dar odada, dışarıdan gelen araba sesleri arasında, bir anda kendimi uçsuz bucaksız bir haritanın içinde bulmuştum. Sanki dünya büyümüş, ben küçülmüştüm.
İçimde hafif bir hayal kırıklığı vardı. Çünkü arkadaşımın gittiği yerle ilgili hiçbir şey bilmiyordum. O kadar yakındık ama o benden bambaşka bir dünyaya gidiyordu.
Ve ben, kendi yerimde çakılı kalmıştım.
Geçmişin Defter Sayfaları
Günlüğümü açtım o gece.
Sayfaların arasında eski bir cümle gözüme çarptı:
“Bir gün buralardan gideceğim.”
Altına tarih düşmüşüm. Ne zaman yazdığımı hatırlamıyorum ama o cümle bana yabancı gelmedi. Çünkü o his hâlâ içimdeydi.
Kalemimi elime aldım ve yazmaya başladım:
“Bugün ‘Columbia hangi ülkeye aittir?’ diye sordum kendime. Basit bir soru gibi görünüyor ama aslında değil. Çünkü ben bir ülkenin adını değil, gidebileceğim ihtimalleri arıyordum.”
Yazarken fark ettim, içimde bir kırılma vardı. Sanki herkes bir yere gidiyordu ama ben sadece bakıyordum.
Haritanın İçinde Kaybolmak
Haritalar bana hep garip bir his verir. Bir yandan düzenlidir, ülkeler çizgilerle ayrılmıştır. Ama diğer yandan o çizgilerin arkasında ne kadar karmaşa olduğunu hiç göstermez.
Columbia ismini tekrar tekrar söyledim içimden.
Bir üniversite, bir ülke, bir eyalet…
Hepsi farklı hayatlara açılan kapılar gibiydi.
O an düşündüm: Belki de insanlar aslında ülkelere değil, kendilerine ait olmayan hayatlara özlem duyuyordu.
Benim özlemim de buydu.
Arkadaşımın Gidişi ve İçimdeki Sessizlik
Arkadaşım gitti.
Havalimanından attığı son fotoğrafta gözleri parlıyordu. Arka planda yabancı tabelalar, insanların telaşı, uçak sesleri vardı. Ben o fotoğrafa bakarken mutlu olmalıydım ama olamadım.
İçimde tuhaf bir boşluk vardı.
Sanki biri sadece başka bir ülkeye değil, benim içimdeki bir parçaya da gitmişti.
O gece dışarı çıktım. Kayseri’nin soğuğu yüzüme vurdu. Gökyüzüne baktım. Aynı gökyüzüydü ama altında farklı hayatlar vardı.
Kendi kendime tekrar ettim:
“Columbia hangi ülkeye aittir?”
Ama bu kez cevap istemiyordum.
Güney Amerika’nın Uzak Işığı
Sonra Kolombiya’yı araştırdım. Güney Amerika’da bir ülke. Renkli sokaklar, müzik, dans, hayatın daha yüksek sesle yaşandığı bir yer.
Bir an hayal ettim.
Dar sokaklarda yürüdüğümü, yabancı bir dilin içinde kaybolduğumu, kimsenin beni tanımadığı bir yerde sadece nefes aldığımı…
İçimde bir umut doğdu.
Belki de mesele gerçekten gitmek değildi. Belki de mesele, gidebileceğini hissetmekti.
Ama sonra tekrar Kayseri’ye baktım. Aynı sokaklar, aynı yüzler, aynı sessizlik…
İçimdeki umutla gerçeklik birbirine çarptı.
Küçük Bir Soru, Büyük Bir Boşluk
İnsan bazen bir ülkeyi merak ederken aslında kendi hayatını sorgular.
Ben de öyleydim.
“Columbia hangi ülkeye aittir?” sorusu bana sadece coğrafya öğretmedi. Bana, ne kadar yerimde saydığımı gösterdi.
Bunu kabul etmek kolay değildi.
Ama inkâr etmek de daha zor hale gelmişti.
Hayal Kırıklığının İçinde Kalan Bir Gençlik
Bazen gece uyuyamıyorum.
Tavanı izliyorum. Düşüncelerim Kayseri’den çıkıp dünyayı dolaşıyor. Ama ben hâlâ aynı yatakta kalıyorum.
Arkadaşım Columbia’da yeni hayatına başlarken, ben aynı sorularla boğuşuyordum.
İçimde hafif bir kırgınlık var.
Kendime karşı.
Neden daha cesur değilim?
Neden ben de bir yere gitmiyorum?
Ama sonra şunu fark ediyorum: Herkesin gidişi aynı değil. Bazıları fiziksel olarak gider, bazıları içinden gider.
Ben henüz içimden bile tam çıkamamışım.
Bir Günlük Sayfasında Umut
Bir sabah tekrar yazdım:
“Belki de Columbia benim için bir ülke değil. Belki de bir başlangıçtır.”
Bu cümleyi yazarken garip bir şey oldu. İçimde ilk kez ağır bir yük hafifledi.
Belki de cevap aslında hiç önemli değildi.
Columbia’nın hangi ülkeye ait olduğu, benim nereye ait olduğum sorusunun yanında çok küçük kalıyordu.
Ama yine de cevabı vardı: Kolombiya bir ülke, Güney Amerika’da. Columbia ise bazen bir üniversite, bazen bir eyalet, bazen de insanların hayallerinde kurduğu başka bir dünya.
Kayseri’den Dünyaya Açılan Bir Düş
Okumaya Değer: Coco 2 var mı ?
Artık daha farklı bakıyorum.
Kayseri hâlâ aynı şehir. Sokaklar değişmedi. Ama ben değiştim.
Bir kelime bana bunu yaptı.
“Columbia.”
Bazen basit bir soru, insanın içinde uzun zamandır sakladığı duyguları ortaya çıkarır. Benim için öyle oldu.
Şimdi biliyorum ki mesele sadece bir ülke değil. Mesele, insanın kendini nerede hayal ettiği.
Ve ben hâlâ o hayalin içindeyim.