İçeriğe geç

Saltanat kurmak ne demek ?

Saltanat Kurmak Ne Demek?

Kayseri’nin soğuk sabahlarından birinde, eski bir kahvehanede otururken aklıma geldi. O kadar alışmışım ki günlüklerime yazmaya, kayıtsızca her düşüncemi, her hissimi kaydetmeye. Ama bu kez, bir soruya takıldım: Saltanat kurmak ne demek? Ne kadar tuhaf bir soru, değil mi? İlk başta hiç de önemliymiş gibi gelmedi, ama birden beynimde yankılanmaya başladı. O an, her şeyin bu kelimenin etrafında döndüğünü fark ettim.

Gözlerimdeki Hayal Kırıklığı

Bir zamanlar, hayatımı bir saltanat gibi düşünmüştüm. Hayatımı yöneteceğim, kurallarımı koyacağım, her şeyim mükemmel olacak, diyordum. Ne kadar heyecanlıydım! Ama zamanla fark ettim ki, hayatta saltanat kurmak demek, sadece her şeyin kontrolünü elinde tutmak değilmiş. Bu, bir tür yük, sorumluluk ve bazen hayal kırıklığıydı.

Geçen yıl, yaz tatilinde bir arkadaşım evime gelmişti. O zamanlar kaybolmuş hissettiğimi hatırlıyorum, hem işte hem de kişisel hayatımda. Her şeyin kontrolden çıktığını hissediyordum. Herkes ne yapması gerektiğini söylüyordu, ama ben kendi yolumu kaybetmiştim. “Ben saltanatımı kuracağım, her şeyi halledeceğim” diye düşündüm ama o kadar da kolay olmadı.

Bir gün arkadaşım, o da ben gibi kaybolmuş hissediyordu. Sohbet ederken, gözlerimdeki hayal kırıklığını fark etti. “Sen neden bu kadar mutsuzsun?” dedi. Cevap veremedim, çünkü ben bile bilmiyordum. O an fark ettim: Saltanat kurmak demek, kendini güçlü hissetmek istemekti ama aynı zamanda bu gücün yükünü taşımak da demekti. Hiç bir liderin, ne kadar güçlü olursa olsun, kalbinde bir boşluk yoktur diyemezdim.

Umutla Kurulan Bir Saltanat

O zaman bir şey fark ettim. Saltanat sadece iktidar ya da başarı değilmiş. Saltanat, bazen tamamen güven duygusuyla ilgiliymiş. Geriye dönüp baktığımda, tam olarak neyi kaybettiğimi, neyi aradığımı anladım. O kadar çok şeyi kontrol etmeye çalışıyordum ki, en değerli olan şeyi, yani huzuru kaybetmiştim.

Ama bir gün, hayat bana bir hediye sundu. Bir sabah, Kayseri’nin dağlarının üstünden güneş doğarken, eski bir arkadaşım bana mesaj attı. “Nasılsın?” diye sormuştu. Bu basit soru, bana hayatı hatırlattı. İnsanların, insan ilişkilerinin, sevdiklerinin olduğu bir dünya, hiçbir saltanattan daha kıymetli değil miydi?

O an, hayal kırıklığım yerini bir tür umuda bıraktı. Saltanatı dışarıda değil, içimde kurabileceğimi fark ettim. Düşüncelerimi, duygularımı, yaşadıklarımı kontrol edebilecek, kendi hayatımın lideri olabileceğimi. O kadar çok şey istemişim ki, hayatımda her şey mükemmel olsun diye. Ama hayatta hiçbir şeyin mükemmel olmadığını kabul ettim. İşte o zaman, kendi içimde bir saltanat kurabileceğimi fark ettim.

Bir Anlık Heyecan ve Farkındalık

Saltanat kurmak, gücü elinde tutmak gibi algılansa da, aslında en basit anlamıyla hayatı kabullenmek, bazen de teslim olabilmekmiş. Özgürlük demekmiş. Geçen hafta bir arkadaşım bana şöyle demişti: “Bazen hayat, seni o kadar zorluyor ki, başkalarının ne düşündüğünü umursamayı bırakıyorsun ve sonunda kendi kendine yetebileceğini keşfediyorsun.” İşte o an, her şeyin anlamı değişti. Artık dışarıdan bir saltanat kurmaya çalışmıyordum; içimde bir düzen kurmaya başlamıştım. Ve bunu yaparken, aslında en büyük saltanatı kurmuş oluyordum: Özgürlük.

İnsanlar bazen sadece dışarıdaki başarıları görürler. Birinin çok parası varsa, çok başarılıysa, her şeyin mükemmel olduğunu düşünürler. Ama benim keşfettiğim şey şuydu: Gerçek başarı, dışarıda değil. İçimizde, hayatı kabul etmekte ve o kabulün gücünde saklı.

Bir gün Kayseri’nin o soğuk akşamında, evde yalnız başıma otururken, dışarıda bir grup çocuk koşuşturuyordu. Her biri neşeyle gülerken, onlardan biri topunu kaybetti. Koşarak topunu bulmaya çalıştı ama bir türlü bulamadı. O an, hayatın çok fazla şey beklememizle ilgili olmadığını, küçük şeylerin ne kadar kıymetli olduğunu düşündüm. Çocuk sadece topunu kaybetti ve onu bulmak istedi. Ama işin içinde bir anlam vardı: Kaybettiğimiz şeyleri bulmak, aslında ne kadar büyüdüğümüzün bir göstergesiydi.

Sonuç: Kendi Saltanatını Kurmak

Evet, belki de “saltanat kurmak” kelimesinin anlamı, her zaman dışarıda göründüğü gibi parlak ve büyük olamayabiliyor. Bazen o, kendi dünyanda bir düzen kurabilmek, huzuru bulabilmek ve basit şeylerin tadını çıkarabilmek demek. Şu an fark ediyorum ki, hayatımı dışarıdaki dünya tarafından belirlenen kurallara göre değil, içimde kurduğum saltanatla şekillendirmeliyim. Gerçek saltanat, içsel huzurdan ve kabulden gelir.

Ve belki de en önemli ders: Bazen saltanatı kurmak demek, her şeyin kontrolden çıkmasına izin vermek değil; hayatı, olduğu gibi kabul edip, onunla barış yapmak demek. Bu, kendine dair bir saltanat kurmak, hem duygusal hem de zihinsel anlamda bir zaferdir.

Evet, bu yazıyı yazarken, hala içimdeki bu boşlukları hissetsem de, her geçen gün kendi saltanatımı kurduğumu hissediyorum. Bir gün, bir sabah, günün ilk ışıklarıyla birlikte, her şeyin farklı olduğunu göreceğim. O zaman, ben de gerçekten kurduğum saltanata bakıp, “İşte bu, gerçek zafer” diyeceğim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet giriş yap