Irmağın Eş Anlamlısı Nehir Midir? Bir Akşam Üstü Hikâyesi
Bazen düşüncelerin, bir nehrin akışı gibi sabırlı bir şekilde kafanda dönüp durur, bazen de ansızın bir yıkılma ile ruhunu kaplarlar. Bugün de tam böyle bir gündü. Kayseri’deki bu kış akşamında, odamın pencere kenarına oturmuş, düşüncelerin peşinden sürüklendim. “Irmağın eş anlamlısı nehir midir?” diye sorarak, dilin ve anlamın peşinden gitmek istedim. Ama farkında olmadan, kendimi geçmişin hatıralarında buldum.
Bir Zamanlar, Bir Irmak
Birkaç yıl önce, çok özel birisiyle birlikte çıktığım bir geziden geri dönüyordum. O zamanlar her şey çok farklıydı. Hayatımda deniz yoktu ama küçük bir ırmak vardı, Kayseri’nin kıyılarında sakin ama bir o kadar güçlü akan bir su. Herkes nehir diyordu, ama biz ona ırmak derdik. Küçük ama derin bir anlamı vardı bizim için.
Biliyordum ki, “Irmak” ve “Nehir” aslında aynı şeyi anlatan kelimelerdir; ancak o zamanlar ırmak, bana daha bir özel gelirdi. Sanki daha samimi, daha duygusal bir şeydi. Nehirse, bana hep uzak, büyüleyici ama bir o kadar soğuk bir şey gibi gelirdi. O gün, o ırmağın kenarında yürürken, daha çocukken hayatıma dokunan o “nehrin” anlamını çok farklı hissediyordum.
Ama ya sonra? Geçmişin bir parçası olan ırmak, benim için bir hayal kırıklığına dönüştü. Yavaşça akmaya devam etti ama ben o eski heyecanı, o eski anlamı kaybettim. “Irmağın eş anlamlısı nehir midir?” diye düşündüğümde, bu sorunun ruhumda bir boşluk oluşturduğunu fark ettim. Nehir derken eski anlamını, o sıcak ve samimi hissi kaybetmişim gibi hissettim. Hani bazen bir şeyin değerini kaybetmeden önce fark edemezsiniz ya, işte o an geldi.
Geçmişin Suyu ve Şimdinin Sükûneti
O gün sabahına kadar düşündüm: “Bir ırmağın gerçekten nehir olup olmadığını, sadece kelimeler belirler mi?” Kafamı kurcalayan bu sorunun ardında, eski duygularım da vardı. Geçmişin soğuk ırmakları, beni bugünkü kaybolmuş duygulara sürüklüyordu. Sanki, zamanla o suların durulduğunu, kuruduğunu ve ben sadece nehir gibi bir şeyin karışıklığına kaptırıldığımı fark ettim.
Nehir, hayatta bazen sizi iten, bazen de size katlanılacak kadar uzak olan şeydir. Ama ırmak, sizinle birlikte akar, onu hissedersiniz. Şimdi düşününce, belki de kelimelerin birbiriyle bu kadar kaynaşması bu kadar kolay olmamalıydı. Nehir mi, ırmak mı? Gerçekten hangisi? Hani, biraz da kafamız karışmasın diye dilin sınırları içinde birbirine girmiş bu kelimeler?
Ama bir süre sonra, bu sorunun tam olarak bana ne hissettirdiğini fark ettim. Yaygınca kullanılan bu kelimeler, hissetmekten daha önemli olmamıştı. Kendimle ve geçmişimle hesaplaşırken, “Irmak” kelimesinin bana özel anlamını, sadece bir kelimeye yüklediğim anlamla savunuyordum. O kadar önemli değildi belki de; nehir, ırmak, dere – hepsi birbirine yakın ama o eski duygu bir şekilde kaybolmuştu.
“Irmak”ın Kaybolan Anlamı
Bir sabah, yolda yürürken eski arkadaşım geldi aklıma. Birlikte nehir kenarına gitmiştik. Ben ona “Irmak” diyorum, o bana “Nehir” diyor. Şu an hatırlayınca, çok fark etmediğini düşünüyorum, ama o zamanlar derin anlamlar yüklemiştim. “Irmak” kelimesinin bize ait, özel bir şey olduğu düşüncesi, sanki biraz da kendi kimliğimizin bir parçasıydı.
Bu, belki de daha fazla duygusallık arayışımın bir yansımasıydı. Anlamla oynadıkça, kelimelerin gerçekte ne olduğunu unutmuşum. “Irmak” ne zaman nehir oldu? O sorunun cevabını hala bulabilmiş değilim. Her ne kadar ırmak ve nehir anlam olarak birbirine çok yakın olsa da, bana göre ırmak, biraz daha sıcak, biraz daha yakın, biraz daha samimi bir şeydi.
Bugün, kaybolan o anlamı tekrar düşündüm. Sadece bir kelime değil, bir zamanın ve bir duygunun kaybolmuş haliydi. Bunu fark ettiğimde, içimdeki heyecan da, hayal kırıklığım da geçmişte kaldı. “Irmak” kelimesi, tıpkı hayat gibi, bir zamanların anlamını taşıyor. Hepimiz o anlamları kaybetmeden önce ne kadar kıymetli olduklarını fark edebileceğiz mi?
Sonuç: Irmak ve Nehir
Sonunda, “Irmağın eş anlamlısı nehir midir?” sorusu kafamda bir boşluk olarak kaldı. Belki de önemli olan, kelimelerin anlamlarını bir kenara bırakıp, onları gerçekten ne hissettirdiğine odaklanmaktır. Bazen bir kelime, bir anı, bir his, bazen de bir akış olabilir. Benim için ırmak hala farklı; çünkü bana özgü. Ama bazen de nehir, bir dönüm noktasıdır ve onu akışına bırakmak gerekir.
Ve işte bu yüzden, belki de kelimeler birbirine çok benzese de, duygularımız ve anılarımız her zaman onları farklı kılar.