İçeriğe geç

Justin türkçede ne demek ?

Bir İsmin Peşinde Başlayan Gün: “Justin Türkçede Ne Demek?”

Kayseri’nin sabahı her zaman biraz sert olur. Soğuk hava yüzüme çarptığında, içimdeki düşünceler de aynı anda uyanır. 25 yaşındayım ve kendimi bildim bileli her şeyi defterlere dökerim. Bazen bir insanın içini en iyi anlatan şey, cümlelerin düzeni değil, o cümlelerin hangi hızla yazıldığıdır. Bugün de öyle bir gün. Elimde kahve, zihnimde tek bir soru: “Justin türkçede ne demek?”

Bu soru ilk bakışta basit gibi duruyor ama bazı kelimeler vardır, insanın hayatına bir anda düşer ve bütün anlamlarını değiştirir.

Bir Mesajla Başlayan Hikâye

Bir gece telefonuma gelen bildirimle başladı her şey. Ekranda sadece bir isim vardı: Justin.

Bir yabancı numara, kısa bir mesaj:

“Hi, are you still in Kayseri?”

O an içimde garip bir kıpırtı oldu. Ne bir tanıdık yüz, ne bir hatıra… Ama isim tanıdıktı sanki. Justin.

Defterime yazdım o an:

“Bazı isimler insanın içine tanıdık gibi düşüyor, sebebini bilmiyorum.”

Ertesi gün işe giderken otobüste sürekli aynı şeyi düşündüm: Justin türkçede ne demek? Bir anlamı var mıydı yoksa sadece bir isim miydi? Çünkü bazı isimler insanın zihninde sadece harf değildir, bir duyguya dönüşür.

Şehrin İçinde Yankılanan Bir İsim

Kayseri sokaklarında yürürken rüzgâr yüzüme vuruyor, insanlar aceleyle yanımdan geçiyor, ama ben hep aynı kelimeye takılıyorum: Justin.

Bir kafeye oturduğumda bilgisayarı açmadım bile. Sadece defterimi açtım. Garson “ne alırsınız?” diye sorduğunda dalgındım.

“Bir kahve,” dedim.

Kahvenin buharı yükselirken içimdeki boşluk da yükseliyor gibiydi. Çünkü o mesajdan sonra hiçbir şey normal kalmamıştı. Bir isim, insanın gününü bu kadar değiştirebilir mi?

O an interneti açıp yazdım: “Justin türkçede ne demek?”

Sonuçlar basitti. Justin, Latin kökenli bir isimdi. “Adaletli, doğru” gibi anlamlara bağlanıyordu. Ama benim içimde hissettiğim şey bu kadar net değildi. Sanki anlamı sözlükte değil de bende saklıydı.

Bir İsmin İçinde Kaybolmak

Bazen bir kelimeye fazla anlam yüklersin ve o kelime artık kelime olmaktan çıkar. Justin de benim için öyle olmaya başlamıştı.

Kendime kızıyordum. Bir mesaj, bir isim, neden bu kadar etkiliyordu beni? Belki de sorun isimde değildi. Belki de uzun zamandır hiçbir şey hissetmediğim içindi bu yoğunluk.

Akşam eve döndüğümde defterimi açtım ve uzun uzun yazdım:

“Justin türkçede ne demek diye bakıyorum ama aslında kendime bakıyorum. İçimde eksik olan neyse, onu bu kelimenin içinde arıyorum.”

O an fark ettim ki, bazı sorular cevap bulmak için değil, insanın kendini açması için sorulur.

Kayseri’nin Soğuğunda Bir Karşılaşma

Bir hafta sonra yine aynı kafedeydim. Aynı masa, aynı köşe. Ama bu sefer farklı bir şey oldu.

Kapı açıldı.

İçeri giren kişiyi ilk önce önemsemedim. Ta ki garson “Justin buraya” diyene kadar.

O an kalbim gerçekten duracak gibi oldu.

Başımı kaldırdım.

Göz göze geldik.

Uzun boylu, yorgun ama dikkatli bakan biri. Telefonumdaki mesajın sahibi olabileceğini o anda anladım.

Ama içimde bir şey kırıldı. Çünkü hayal ettiğim şeyle gerçek aynı değildi. İnsan bazen kendi zihninde birini büyütür ve gerçek o büyüyü taşıyamaz.

Yine de garip bir şekilde merakım korkumdan daha büyüktü.

Konuşmanın Başlaması

Yanıma oturdu. İngilizcesi yavaş ve dikkatliydi.

“Sen Kayseri’de yaşayan kişi misin?” dedi.

Başımı salladım.

O an içimde bir şey düğümlendi. Çünkü konuşma başlayınca, hayal ettiğim bütün senaryolar dağıldı.

“Burada seni aramak zor oldu,” dedi.

Ben ise sadece şunu düşündüm: Justin türkçede ne demek? Artık bu soru bir sözlük sorusu değildi. Karşımda oturan bir insanın varlığıyla değişmişti.

Ona bu soruyu sordum.

Gülümsedi.

“Bir isim sadece isimdir,” dedi. “Ama insanlar ona anlam verir.”

O cümle içime oturdu.

Hayal Kırıklığı ile Gelen Gerçeklik

O gün konuşma uzadı. Ama içimdeki o büyük beklenti yavaş yavaş küçülmeye başladı. Çünkü gerçek hayat, zihnimde kurduğum hikâyeler kadar dramatik değildi.

Yürürken yan yana Kayseri’nin soğuk sokaklarında ilerledik. O bana kendi hikâyesini anlattı. Türkiye’ye kısa süreliğine geldiğini, iş için burada bulunduğunu söyledi.

Ben ise dinlerken sürekli içimden aynı şeyi geçiriyordum:

“Ben neden bu kadar derin hissettim?”

Eve döndüğümde defterimi açamadım bile.

İlk defa yazmak istemedim.

Defterin Sessizliği

O gece defterim kapalı kaldı.

Bu bile başlı başına tuhaftı. Çünkü yıllardır hiçbir gün yazmadan bitmemişti.

Yatağa uzandım ve tavana baktım.

Justin türkçede ne demek?

Bu soru artık anlamsızdı.

Çünkü mesele anlam değilmiş. Mesele, benim o an neye tutunmaya çalıştığımmış.

Belki de insan bazen bir isme, bir mesaja, bir ihtimale tutunur. Çünkü gerçek hayatın ağırlığını taşımak zordur.

Bir Gün Sonra Gelen Netlik

Ertesi gün tekrar kafeye gittim ama bu sefer o yoktu.

Masaya oturdum, kahvemi söyledim.

Defterimi açtım.

Bu kez yazdım:

“Bazı insanlar hayatına bir soru olarak girer. Cevap olmak zorunda değildirler. Justin de benim için öyleydi.”

Dışarı baktım. Kar yağıyordu. Kayseri yine sertti ama içimde garip bir hafiflik vardı.

Çünkü artık bir şeyi anlamıştım: Her isim bir hikâye başlatmaz. Bazı isimler sadece insanın kendini fark etmesini sağlar.

Son Düşünce: Bir İsmin Bıraktığı İz

Bugün hâlâ “Justin türkçede ne demek?” diye soran birini görsem, içimden gülümserim.

Çünkü artık biliyorum: Bu sorunun cevabı sözlükte değil.

Bazen bir isim, sadece bir insan değildir. Bir dönemi temsil eder. Bir duyguyu açığa çıkarır. Bir eksikliği görünür yapar.

Benim için Justin, bir anlam değil; bir uyanıştı.

Ve Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürürken şunu öğrendim: İnsan en çok, anlam ararken kendine yaklaşır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet giriş yap