MSÜ Yüzde Ben Engel Mi? Bunu Sadece İzmirli Anlar!
Hadi bakalım, şu an önümde zor bir soru var: MSÜ yüzde ben engel mi? (Kendime soruyorum, çünkü bu soru sadece bende değil, bütün arkadaşlarımda da var.) Buradaki “engel” kelimesi, hani bazen hayatın getirdiği “sınavlar”, “problemler” veya “karar noktaları” anlamında kullanılmaz mı? İşte tam da orada duruyorum. İzmir’de bir sabah kahvesini yudumlayan, ama kafasında bin bir türlü senaryo çizen biri olarak, bu soruyu ciddiye almak zorundayım. Ama durun, aslında belki de bu soru, tam da komik olan yerdesiniz! Çünkü ben bu soruyu, hayatımın her köşesine yedirmeyi çok seviyorum.
MSÜ: Tüm Geçiş Noktalarımın Ortası
MSÜ yani Millî Savunma Üniversitesi… Geçen gün arkadaşım Mert ile otururken birden MSÜ’den bahsetmeye başladık. Mert, o eski arkadaşım, her konuda hayat bilgisiyle ünlü olan “tavsiye abidesi”, “Yüzde ben engel mi? diye sormak, aslında hayatı çok fazla sorgulamak demek” dedi. Tabii ben, “Evet, yüzde ben engel mi” sorusunun derinliğine inmediği için biraz şaşkın oldum. Çünkü bu soru, hayatın içinde her köşe başında karşımıza çıkar. Nasıl mı? İşte bir örnek:
Bir Kahve Duruşu: Yüzde Ben Engel Mi?
Geçen gün evden çıkarken, cebimdeki bozuk paraları birleştirip hızlıca kahve almak için yakınımdaki kafeye gittim. Önde bir adam vardı, elindeki kağıda bakarak şunu diyordu: “Yüzde ben engel mi?” Ve o an içinde bir kahkahayı patlatmak zorunda kaldım. Kahve almak bile bazen bir engel gibi görünüyordu! “Hayat bazen yüzde ben engel mi, sorusuyla karşımıza çıkmıyor mu?” diye düşündüm. Bunu gerçekten her alanda soruyoruz. Sadece sınavlarda değil, bir kahve almaya bile engel koyuyoruz bazen.
Hadi, Bu Soruyu Bir de Gerçek Hayatta Soralım
Bir de şöyle düşünelim: Şehirde yürürken, kendimizi yabancı hissettiğimizde bu soru hemen kafamızda beliriyor: “MSÜ yüzde ben engel mi?” Hani şu şehre yeni taşınan insanın, “Ne olacak şimdi, ben burada gerçekten bir şeyler başarabilir miyim?” diye düşündüğü anlar vardır ya, işte o zaman bu soru kafada şimşek gibi çakar. İşte ben de bir gün İzmir’de yürürken, “Yüzde ben engel miyim?” diye düşündüm. Cevap zaten hazırdı: “Evet, her zaman!” Çünkü bazen en büyük engel, tam da bizim içimizde oluyor. İnsan önce kendi engeline takılıyor, sonra diğer engelleri görmeye başlıyor. Ne kadar mantıklı, değil mi?
Arkadaşlarla Bu Soruyu Sormak
Bazen bu tür soruları arkadaşlarla paylaşmak bile eğlenceli olur. Şöyle bir örnekle anlatayım: Dün akşam, mahalle kafenin köşesinde otururken Mert’e, “MSÜ yüzde ben engel mi?” diye sordum. O da tam cevabı verdi: “İçeri girerken engel olmadan geçebiliyorsan, engel değil demektir.” Hah, dedim içimden, her şey aslında düşündüğüm kadar karmaşık değilmiş. Demek ki engelleri de, o anın koşullarına göre şekillendirebiliyoruz. Kendi içimde olmasam da, dışarıda engel olmadığımı fark ettim.
Aslında insan bazen böyle soruları o kadar büyütür ki, her şeyin derinliğini arar ve cevaplar zorlaşır. Ama o anda, sorduğunuz her sorunun basit bir cevabı olabileceğini kabul etmelisiniz. Ben, genellikle bir şeyin engel olup olmadığını, sonrasındaki adımlarımda anlamaya çalışırım. Ve işte bu soruyu, bu kadar sık duyduğum için – evet, gerçekten – her zaman eğlenceli bir şekilde soruyorum!
Yüzde Ben Engel Mi? İşte Günlük Hayattan Bir Diğer Örnek
Öyle bir noktaya geldim ki, bir akşam evde bilgisayarımı açarken, 30. kez MSÜ’nin nasıl olacağına dair düşündüm ve gözlerim “Yüzde ben engel mi?” diye soran bir şekilde bilgisayara odaklandı. Her şey sanki bu engelden geçiyordu. O zaman düşündüm, aslında bu soruyu ne kadar ciddiye alırsak, engelleri de o kadar karmaşıklaştırırız. Bu soru bir nevi hayatın basit ama kafaya takılabilecek kısmıydı. Biz insanlar, bazen bir sorunun içinde kayboluyoruz. Ama şunu hatırladım: O kadar fazla düşündüm ki, birden cevap geldi: “Yok, engel değilsin. Kafandaki sorular seni biraz terletmiş olabilir ama sonunda geçiyor.”
Sonuç: Sadece Sormak Yeterli
Sonuç olarak, MSÜ yüzde ben engel mi sorusu, aslında basit bir şey. Bazen bu tür sorulara “hayır” cevabı vermek, hayatı daha kolay ve eğlenceli kılabiliyor. Önemli olan engelleri kafanda büyütmemek ve her sorunun içinde bir komiklik bulabilmek. Sonuçta, her şeyin başında biz kendimize engel oluruz, sonra da bir çözüm buluruz. Bir gün bir kahve alırken bu soruyu tekrar kendime sorarsam, belki bu sefer tamamen gülüp geçerim, kim bilir?